26 Kasım 2010 Cuma

artı

Salıdan Cumaya geldik. Bugün kantar günümdü. 200 gr artış var. Ama ne yapmıyoruz?

Kilo odaklı, aman şu kadar verdim aldım demiyoruz. Vücudum su tutmuş. Önemli olan bir ayda kaç kilo verdiğimmiş. Sakın buna takılmayın dedi doktorum. Önemli olan programınıza devam etmeniz. Hamile olup olmadığımı sordu. Mümkün değil dedim. Bertaraf ettik o seçeneği. Bazen vücut su tutabilir dedi. Önce pek bir düştü de yüzüm sonra dedim devam güzelim. Acı yok! Maddi manevi!:)

25 Kasım 2010 Perşembe

Sabır

Çok şaşırıyorum acıkma hissinini tam da öğün saatlerine denk gelmesine. Kendimi kurulu bir saat gibi hissediyorum. Mide sesime göre saatin kaç olduğunu bile tahmin edebiliyorum.

Bugün biraz sabırsızlık hissi var. Verdiğim kilo kadarını almam için değil 3 hafta 3 gün yetecektir. Ama bu düşünce bana kendimi kötü hissettirdiğinden düşünmemeye çalışıyorum. Biraz daha sabır.

24 Kasım 2010 Çarşamba

İstesem

İstesem ne bileyim bir kilo baklava yerim. Litrelerce kola içerim. Patates kızartmalarının yanına sosis de kızartıp ketçup mayonez ikilisini boca ederim. Ne istersem yerim - eğer istersem.

Ama kontrol bende. Yememeyi tercih ediyorum. Çünkü bunca yıldır hiç ayırım yapmadan yedim. Yerli yersiz, yararlı zararlı ne varsa hüplettim.

Gece hayatının dibine vurup tatmadığı zevk kalmamış adamlar doyunca o hayata nasıl elini ayağını çeker saflığa, güzelliğe doğru. Aynen öyleyim. Tatmadığım zevk kalmadı şu yeme - içme dünyasında. Sırada rafine tatlar var. Saflık var güzellik var. Bedenime saygı duyma zamanı geldi.

Yıllardır beni istedim yere götüren bu bacaklarıma, elime koluma, omurgama, belime... her bir hücreme (yağ  hücrelerim dahil) minnet borçluyum. Önce saygı duyarak da borcumu ödemeye başlıyorum.

23 Kasım 2010 Salı

1600

Yazmadım bir süre. Ama yazmadığım kadar yürüdüm, eğlendim desem yeridir. Saatlik yürüyüşlerle mahalleyi keşfettim.

Yeni beslenme programımım da aksaksız devam ediyor. Ama bayram özel menüsündeki  baklava +  yaprak sarması ve börekten de mahrum kalmadım. Terazi misali. Aldığım kadarını başka yerden kestim. Tabi ki doktorumun söyledikleri doğrultusunda.

Tam bir haftadır da gitmiyordum kontrole bayram tatili dolayısıyla. Bugün gittim.

Sonuç: 1600 gram da uçtu gitti.

Missss

12 Kasım 2010 Cuma

Ödem mödem

Şimdi gittim geldim kantar randevumdan.

Mensturasyonun ilk günü (sırf havalı diye bu kelimeyi yazdım yoksa uzata uzata adet derim).
sonuç: -300 gr

Doktorumun yorumu: İlk günde ödem en az 500 gramdır. Siz 800 vermişsiniz gibi kabul edin.

Bir de çikolata eklendi menume. İlk on gün bitti diye. Gece menusunde diyet bisküvi yerine bitter ya da çikolatalı ama ince fındık fıstık olmayan sade çikolata. 25 gr. Bundan iyisi şamda kayısı.

Bayram için acil durum planları yapıldı.

Zeytinyağlı yaprak sarma yersem 4 tane 25 gr ekmek ve 1 tatlı kaşığı yağdan feragat edeceğim.  Avuç içi kadar peynirli börek yersem de yine ekmek ve yağdan kısılıyor.

Bir de baklava verdi ki yemede yanında yat.

Bayram için son tavsiye: havalar güzel olacakmış bol bol yürüyün rambo hanım.

Olur dedim. Demem mi?:)

Bu arada Mehtap Hanım'ın şahane blogunu takip etmeyen var mıdır? Bana inanılmaz ilham veriyor.

10 Kasım 2010 Çarşamba

değişim zamanı

Değişmeye devam. Önce hareketsizlik meselesini ele almam gerekiyor. Gözümün rengini nasıl değiştiremezsem tiroid rahatsızlığımın da ömür boyu benimle birlikte olduğunu biliyorum. Birlitke yaşamayı öğrenmeliyim. Bunu öğrenirken de bazı değişiklikler yapmam gerekiyor hayatımda. İlk adım hareket.

Üşenme- erteleme - vazgeçme üçlüsü desturum oldu. Üşenmeyince ertelememiş oluyorum. O zaman da  vazgeçmemek için ilk adım otomatik olarak atılmış oluyor.

Günde 20 dakika demişti doktor. Ve de eklemişti: Bizim için önemli olan her gün 20 dakika yürümeniz değil. Haftada 140 dakika olması önemli. Bunu 50 + 50 + 40 dakika olarak üç gün de yapabilirsiniz. Üşenirim derseniz günde 20 dakika ile başlayın.

Ve ben birkaç gündür bu 20 dakikaları yapamayacağımı hissediyorum. Buna çözüm bulacağım.

Ama mekikler ve sabahleyin metabolizmayı hızlandırmak için 50 kere zıplamayı hiç aksatmıyorum çünkü çok eğlenceli. Belki yürüyüşler için müzikçaları ayarlamam lazım. Kulakta müzik olursa daha rahat olur sanki.

Bir de yiyecekleri çeşitlendirme faslına başladık. Mesela öğünlerde illa salata yapacağıma  çeşit çeşit yeşillik aldım. Onları bir güzel doğruyorum günlük olarak yemem gereken yoğurt miktarına. Mis gibi oluyor.

Bazı mailler ve yorumlar için de bir açıklama yapma ihtiyacı duyuyorum:

Ben burada tamamen bana, metabolizma hızıma, vücut kitle endeksime ve metabolik hastalığıma uygun bir programı doktor gözetiminde uyguluyorum. 20 dakika yürüyüş de et ve  sebze miktarlarım da... programın her satırı bana özel ayarlanıyor. Siz de istenmeyen etki yaratabilir ya da hiç sonuç vermeyebilir.

Niye yazıyorsun o zaman derseniz. Yazıyorum çünkü ben iradeli olmaya çalışıyorum. Azimli olmaya çalışıyorum. Paylaştıkça da bu konudaki isteğimin, şevkimin artacağını biliyorum. Bu da bir nevi bana özel bir yöntem diyebiliriz.

Şimdi önümüzdeki maçlara bakalım:)

9 Kasım 2010 Salı

ilk hafta tamam geriye kaldı bilmem kaç hafta

Bugün bir hafta oldu.

İstatistikler şöyle:

Verilen: 1100 gr
Öğrenilen:
- sandığımdan iradeliymişim
- bunca yıl yedim de ne oldu. biraz da yemeden devam hayata.
- diyet yaparken özellikle ilk dönem çocuklara pasta servisi yapmak kadar işkencesi yok.
- kereviz de güzelmiş yahu.
- günde 10 ar mekik adamı öldürmüyormuş.
- su içmek de.